Kayseri’den İstanbul’a Uzanan Bir İç Yolculuk
Kayseri’de sabahlar her zaman sert başlar. Pencerenin camına vuran rüzgârın sesi bile sanki insanı acele ettirmek ister. Oysa ben aceleyi hiç sevmem. 25 yaşındayım ve hayatın benden beklediği hızla aramda sürekli bir mesafe var. Günlük tutarım; bazen sayfalar dolusu, bazen sadece bir cümle. O gün defterime sadece şunu yazmıştım: “Bir yer var, kaybolmayı göze almadan girilmiyor.”
O cümle beni İstanbul’a götürdü.
İlk defa geldiğimde, şehir bana anlatıldığı gibi gürültülü değil, aksine fazla canlı geldi. İnsan kalabalığı içinde bile yalnız hissedebileceğin bir yerdi burası. Ama asıl hikâye, ayaklarımın beni sürüklediği yerde başladı: Kapalı Çarşı.
Kapalı Çarşı’ya İlk Adım
Kapıdan içeri girdiğim an, zamanın yön değiştirdiğini hissettim. Sanki dışarıdaki İstanbul geride kalmış, içeride başka bir evren kurulmuştu. Taş duvarlar, kemerli geçitler, altın ışıkla karışan loşluk… Her şey hem eski hem canlıydı.
Kafamda tek bir soru vardı: Bu devasa yer nasıl bu kadar düzenli olabiliyordu? Sonra öğrendim ki Kapalı Çarşı’nın 22 kapısı ve yaklaşık 61 sokağı var. Bu sayı ilk duyduğumda bana sadece bir istatistik gibi geldi. Ama orada yürürken anladım ki bu rakamlar aslında bir labirentin kalp atışıydı.
Her kapı başka bir hikâyeye açılıyor, her sokak başka bir insanın sesini taşıyordu.
Kaybolmanın Korkusu ve Garip Bir Huzur
İlk başta korktum. Kaybolmaktan hep korkarım zaten. Kayseri’nin düzenli sokaklarında büyümüş biri için bu karmaşa fazla özgürdü. Ama garip bir şey oldu; kayboldukça rahatladım.
Bir dükkânın önünden geçerken eski bir adam bana bakıp gülümsedi. Hiçbir şey söylemedi ama sanki “burada kaybolan herkes kendini bulur” der gibiydi. O an içimde bir şey kırıldı. Belki de yıllardır taşıdığım o sürekli kontrol etme isteği.
Telefonum çekmiyordu. Harita işe yaramıyordu. Ve ben ilk defa bir yere yetişmek zorunda değildim.
Bir Sokağın İçinde Saklanan Duygular
61 sokaktan birinde yürürken, dar bir geçitte bir müzik sesi duydum. Neydi bilmiyorum, belki eski bir Türk sanat müziği, belki sadece bir radyonun cızırtısı. Ama o ses beni durdurdu.
O anda içimde bir şey yükseldi: özlem.
Ne için özlediğimi bilmiyordum. Belki çocukluğumu, belki hiç yaşamadığım bir hayatı. Belki de sadece daha az düşünmeyi.
O sokakta dururken şunu fark ettim: İnsan bazen bir yere gitmez, bir duygunun içine düşer.
22 Kapının Anlamı
Kapalı Çarşı’nın 22 kapısı olduğunu öğrendiğimde bunu sadece mimari bir bilgi sanmıştım. Ama sonra her kapının farklı bir ruhu olduğunu hissettim.
Bir kapıdan girerken umutla doluyorsun, diğerinden çıkarken sanki biraz daha ağırlaşıyorsun. Bir kapı seni kalabalığa atıyor, diğeri sessiz bir köşeye bırakıyor.
Ben en çok bir kapıda takılı kaldım. Adını bilmiyorum ama orada dururken içimde bir karar verdim: Hayatımda ilk defa bir şeyi planlamadan ilerleyecektim.
Bu bana hem korkutucu hem de özgür hissettirdi.
İçimde Büyüyen Sessizlik
Çarşıda yürüdükçe kalabalığın sesi azalmak yerine içimde yankılanmaya başladı. Sanki herkesin sesi bana karışıyor, benim sesim de onlara.
Bir an durup düşündüm: Ben neden buradayım?
Cevap yoktu. Ama bazen cevapsızlık bile bir cevap gibi hissedilir.
Bir dükkândan bakır sesleri geliyordu. Bir başkasından baharat kokuları yükseliyordu. Her şey birbirine karışmıştı ama yine de bir düzen vardı. Tıpkı insan zihni gibi.
Ben o an kendi zihnimin içinde yürüdüğümü fark ettim.
Kayseri’den Taşıdığım Yük
Kayseri’de bıraktığım hayat bir anda çok uzaklaştı. Orada her şey daha netti: ne zaman uyanacağım, ne yapacağım, kimle konuşacağım…
Ama burada hiçbir şey net değildi. Ve belki de ilk defa bu netlik eksikliğini sevdim.
Bir köşede oturup defterimi çıkardım. Yazmaya başladım ama kelimeler düzenli değildi. İçimden geçenleri filtreleyemiyordum.
“Burası 22 kapıdan ibaret değil,” yazdım. “Burası insanın kendi içine açılan 22 farklı korku.”
Sonra kalemi bıraktım.
Bir İnsanla Göz Göze Gelmek
Kalabalığın içinde bir kadınla göz göze geldim. Belki birkaç saniye sürdü ama bana çok uzun geldi. O bakışta bir şey vardı; sanki o da kaybolmuştu ama korkmuyordu.
Ben korkuyordum.
Ama onun sakinliği bana bulaştı. O an fark ettim ki bazen insanlar birbirine dokunmadan da bir şey aktarabiliyor.
Hiç konuşmadık. Ama o anı unutmadım.
Kapalı Çarşı’dan Çıkış
Saatler sonra bir kapıdan çıktım. Hangi kapı olduğunu bilmiyorum. Belki de önemli değildi. Çünkü artık çıkışın neresi olduğu değil, içeride ne olduğum önemliydi.
Hava dışarıda daha soğuktu. Ama ben daha hafif hissediyordum.
Kapalı Çarşı’nın 22 kapısı ve 61 sokağı artık benim için bir sayı değil, bir deneyimdi. İçinde kaybolduğum ama kaybolurken kendimi bulduğum bir deneyim.
Dönüş Yolunda
Trene bindiğimde camdan dışarı baktım. İstanbul yavaşça geride kalıyordu. Ama içimde bir şey orada kalmıştı.
Defterimi açtım ve son bir cümle yazdım:
“Bazen insanın kendini bulması için 61 sokakta kaybolması gerekir.”
Ve o an anladım; ben artık aynı kişi değildim.
Umarız “Kapalı Çarşı’nın kaç kapısı ve kaç sokağı var” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Modernsurucukursu ekibinden sevgilerle!