Tilde Hangi Tuş?
Kayseri’nin o dar sokaklarında yürürken, gözlerimde bir yorgunluk, ama bir o kadar da arayış vardı. O an, bilgisayarımın başında geçen bir olay geldi aklıma. Bir gün, günlüğümde yazarken öylesine heyecanlıydım ki, duygularımın hızına yetişmek için ellerim klavyeye yetişemiyordu. Yazar gibi hissetmek istiyordum ama her şey bana engel oluyordu. “Tilde hangi tuş?” diye kendime sordum. Bazen çok basit şeyler bile ne kadar karmaşık olabilir, değil mi? Sanki hayat da öyle, bir tuşa basmak gibi ama tuşu bulamıyorsun.
Bir Anlık O anı Hatırlamak
O gün, sabahın erken saatlerinde kalktım. Kahvemi içip bilgisayarımı açtım. Yazı yazmaya karar verdim. Kayseri’nin sabahları beni hep başka bir dünyaya götürür. Her şey berrak, her şey yavaşça uyanıyordur. O sakinliğin içinde duygularımı dökmek istiyordum. Ama bir şey oldu; kelimeler akmadı, parmaklarım klavye üzerinde kayarken birden durdu. Bir cümle vardı kafamda, ama o harfi yazarken bir tuşun eksikliğini hissettim.
Bir anda ekranda görmek istediğim işareti bulamadım: ~ (tilde). Tilde hangi tuş? O an, ekranda sadece karışık bir şeyler görünüyordu. Yani gerçekten, bu kadar basit bir işaret beni niye bu kadar engelliyor? Ellerim bir türlü doğru tuşa basamadı, ya da tuşu bulamıyordum. “Neden böyleyim?” diye düşündüm, gözlerim ekrana odaklanmış, ama başka bir yerde kaybolmuştum. İşin içinden çıkamıyordum.
Klavye ve Ben: Bazen Hiçbir Şeyin Anlamı Yokmuş Gibi
Bazen kaybolduğunda fark etmiyorsun, ya da bazen kaybolmayı çok istiyorsun. O an, klavye tuşları bana hiçbir şey ifade etmiyordu. Ne zaman doğru tuşa basacağımı bildiğimi düşündüm, ama doğru tuşu bulamıyordum. O kadar basit bir şey ama bana o kadar karmaşık gelmişti ki. O kadar çok kelime yazmak istiyordum ki, o kadar heyecanlıydım. Ama bir tuşa basamamak, bir boşluğa düşmek gibiydi. Sanki parmaklarım ekranda kayıp gitmeye başlamıştı.
Sonra fark ettim, bu kadar basit bir şeyin içinde bir şeyler gizli. Tildeyi bulamamak, o kadar önemli bir şey değildi belki, ama duygularımı dışa vurmak için bir şey eksikti. Bazen, doğru kelimeleri bulamayabilirsin. Bazen, senin içindeki duygular dışarı çıkmaz. O kadar güçlü hissediyorsun ki, ama kelimeler basit olmaktan başka bir şey olamıyor. İşte o anda, bir tuşa basamamak, bana bir kaybolmuşluk hissi vermişti. Kaybolan bir harf ya da işaret, aslında kaybolan duygulardı. O an, bir şeylerin eksik olduğunu hissettim.
Sadece Bir Tuş Değil, Belki de Her Şey
Sonra, derin bir nefes aldım ve bir kez daha klavyemin üzerine baktım. Tildeyi bulmak o kadar önemli miydi gerçekten? Sadece bir işaret, ama bazen o işaretin bile ne kadar anlamlı olduğunu fark ediyorsun. O an fark ettim ki, bazen bir şeyler eksik olduğunda, çok büyük bir boşluk olabilir. Ne kadar küçük, ne kadar basit bir şey olursa olsun, eksikliği hissettiğinde bir şeylerin yanlış gittiğini anlarsın.
Ekrana baktım ve parmaklarımın doğru tuşa gittiğini fark ettim. Evet, tildeyi bulmuştum. Ama bu sadece tuşa basmakla ilgili değildi. Bir şeyleri bulmak, bazen sadece doğru zamanı beklemekle ilgili olabilir. Belki de en büyük mesele, kaybolduğunda ne kadar basit bir şeyin bile seni geri götürebileceğini fark etmekti. Tildeyi buldum, ama asıl kaybolan, duygularımı bulmamdı.
Sonuçta: Hayat, Tıpkı Bir Tuş Gibi
O gün, klavyenin tuşlarına basarken, her şeyin ne kadar basit olduğunu düşündüm. Ama hayat, tıpkı bir tuş gibi. Bazen eksik bir şeyler olur, bazen her şey dağılır, ama sonra buluruz. Bazen kaybolduğumuzu sandığımızda, aslında bulunduğumuzu fark ederiz. Tildeyi bulmak, sadece bir harf ya da işaret değil. Hayatta doğru zamanı beklemek, kaybolduğunda geri dönmek, sonunda istediğimiz şeye ulaşmak gibiydi.
O an, sadece bir tuş değil, hayatımın bütün tuşlarına bastım gibi hissettim. Kaybolduğum her an, tekrar bulabileceğimi anladım. Ve gerçekten, bazen kaybolmak da gereklidir. Çünkü kaybolduğunda, doğru yönü bulmayı öğreniyorsun. Tildeyi bulduğumda, aslında duygularımı da bulmuş oldum. Bazen, eksik olan şey, sadece bir tuş değil, bir anlam arayışıdır.