Tasavvufta İrşad Nedir? Bir Yolculuğun Hikayesi
Kayseri’nin soğuk bir kış akşamında, evde tek başıma otururken aklımda bir soru belirdi: Tasavvufta irşad nedir? Uzun zamandır içimde bir huzursuzluk vardı. Hani bir yeri arar, bir yönü takip edersin ama doğru yolda olup olmadığını bilemezsin. Belki de hayatımda eksik olan şey, bu yönün ne olduğunu ve neyin doğru olduğunu bana gösterecek bir ışık arayışıydı.
Bir gün, Kayseri’nin içindeki küçük bir caminin avlusunda yürürken, yaşlı bir adamı gördüm. Gözleri derin, bakışları biraz hüzünlü ama aynı zamanda bir o kadar da bilgeydi. O an, ondan bir şeyler öğrenebileceğimi hissettim. Beni yıllardır içimden geçirdiğim soruya yönlendirecek o kişinin, belki de bu adam olduğunu düşündüm. Belki irşad, o an biraz da böyle bir şeydi: birinin seni doğru yola yönlendirmesi.
—
Yolun Başlangıcı: Kayıp Bir Ruh
Her şey, o soğuk akşam avluda onunla konuşmaya başlamamla başladı. Yaşlı adam, tek kelime etmeden beni derin bir sessizliğe davet etti. Sonra, hiçbir açıklama yapmadan, “Bazen insan, en çok neyi aradığını bilmeden yolculuğa çıkar,” dedi. O an, derin bir iç huzursuzluğu hissettim. İnsan bazen, o kadar uzun bir zaman diliminde bir yerlere gitmek ister ki, nereye gittiğini unutur.
Bundan yıllar önce, ben de bir şekilde yaşamın anlamını arayarak bir yolculuğa çıkmıştım. Okuldan iş hayatına kadar sürekli bir hedef peşinden gitmek, bana anlamlı gelmişti. Ama o zamanlar, içimde eksik bir şeyler olduğunu hissediyordum. Ne kadar çok okursam okuyayım, ne kadar çok insanla konuşursam konuşayım, hep bir boşluk vardı. Hatta bazen gece uykusuz kaldığımda, “Ne arıyorum?” diye sorardım kendime. İşte o gün, o adamın gözleriyle bakarken, sorumun cevabını bulduğumu düşündüm.
—
İrşad: Gerçek Anlamı ve Derinliği
O yaşlı adam bana irşadın ne olduğunu anlatırken, aslında bir şeyleri öğrenmiyor, belki de yeniden hatırlıyordum. Tasavvufta irşad, yalnızca bilgi aktarımı değildir. O, bir rehberin, doğru yolu göstermek için gösterdiği derin bir sevgidir. İnsan, bazen kaybolduğunda, sadece bir yol gösterene ihtiyaç duyar. O, seni düz yolda tutar, seni eğitir, seni kendinle yüzleştirir. İrşad, sadece dışarıdaki yolu değil, içindeki yolu da aydınlatmaktır.
Yaşlı adam, “İrşad, sadece bir insanın ruhuna dokunmakla ilgilidir. Bazen doğru yolda olduğumuzu hissetmek, yalnızca bir kelimeye bağlıdır,” dedi. O an kalbimde bir şeyler kıpırdadı. İnsan, doğru yolu, sadece başkalarının yönlendirmesiyle bulur muydu? Evet, dedim içimden, belki de bulur. Bazen içindeki boşluğu hissedebilmek için, birinin sana göstermesi gerekiyordu.
—
Yolculuğun Derinlikleri: Bir Rehberin Sessizliği
O günden sonra, yaşlı adamı her gün görmeye başladım. Ama onunla konuşmak, her seferinde aynı derin sessizliği hissetmek, bana başka bir şey öğretti: irşad, bazen hiçbir şey söylemeden de yapılabilir. Yol gösterici, seni kendi içindeki cevaba doğru çekiyordu. Bunu, o adamın gözlerinde, o derin bakışlarında hissediyordum. Kimse ona, beni nereye götüreceğini sormuyordu. Çünkü aslında yolculuk, sadece bir başkasının doğruyu göstermesiyle değil, senin o yola nasıl baktığınla ilgilidir. Her anı bir ders haline gelmişti.
Kayseri sokaklarında, bazen düşünürken, “Bu yaşlı adam, bana sadece kendi bilgeliğini değil, aynı zamanda bir içsel huzuru da öğretiyor,” diyordum. İşte irşad, içsel bir rehberlikti. O, seni yoluna sokarken, seni sadece dışsal bir amaca yönlendirmezdi. O, seni kendinle yüzleştirir, sana daha derin bir farkındalık kazandırırdı.
—
İrşadın Kendisini Bulduğum An
Bir gün, avluda yaşlı adamla bir kez daha karşılaştım. Bu sefer, hiç bir şey söylemeden oturdum yanına. O, sabırla bir süre sustu ve sonra bana dönüp sadece şunu söyledi: “Yolun sonu, başlangıcın ta kendisidir.” O an ne hissettiğimi anlatmam zor. Bir yandan bir huzur, bir yandan bir açıklık, bir yandan da bir hayal kırıklığı… Çünkü o an fark ettim: Gerçekten doğru yol, hep içimizdeymiş.
Tasavvufta irşad, bir yolculuğa çıkaran rehberin, sadece yön göstermekle kalmayıp, aynı zamanda seni kendinle tanıştıran bir süreçti. İnsan, bazen sadece doğru yolda olduğunu bilmek için başkasının yardımına ihtiyaç duyar. Belki de, o yaşlı adam bana bunu öğretti: Bir rehber, bir insanı o yolda yalnız bırakmaz, ama asıl yolculuğun o insanın kendi iç yolculuğu olduğunu gösterir.
—
Sonuç: İrşadın Derinliği
Tasavvufta irşad, sadece bir rehberin bir yolu göstermekle kalmadığı, aynı zamanda insanın kendi içsel yolculuğunu bulmasıdır. O yaşlı adamın gözlerinde gördüğüm şey, belki de en önemli olanıydı: Gerçek irşad, içsel bir rehberliktir ve bazen bu yolculuk, sessizliğin derinliğinde bulunur. Bu, hayatımda kazandığım en değerli farkındalıktı.