Güneşi Yakanların Selamı Türü Nedir?
Bugün bir soru takıldı kafama: “Güneşi yakanların selamı türü nedir?” Hani böyle bazen sosyal medyada, şarkılarda, şiirlerde karşılaşıyoruz ya, anlamını tam çözemediğimiz cümlelerle. Bir şekilde insanın içinde “ha, evet” dedirten ama bir o kadar da kafa karıştıran bir şeyler oluyor. Tabii ben de bir İzmirli olarak, her zaman derin felsefi sorulara daldığımda bir çay içmeye gitmeyi tercih ederim ama bu soru aklımı kurcaladı. E, ne de olsa gençlik, düşünürken eğlenmek de lazım!
Güneşi Yakanlar Ne Demek, Ne Oluyor?
Öncelikle “Güneşi yakanlar” ne demek? Şimdi, normalde güneşin yakılması pek normal bir şey değil, değil mi? Hani o kadar sıcak bir yaz günü, “Bıktım bu sıcaktan, hadi güneşi yakayım!” demekle olmuyor. Yok, o değil. “Güneşi yakanlar” deyimi, aslında çok daha derin bir anlam taşıyor. Buradaki “yakmak”, bir metafor. Bir grup insanın aşırı neşeli, enerjik, hatta bazen sınırları zorlayan davranışlarını anlatmak için kullanılıyor. Yani, güneşi yakmak demek, bir anlamda dünyayı, insanları ve hatta zamanı “yakalamak” demek. Anlatabiliyor muyum? Böyle bir şey.
Mesela geçen gün arkadaşlarla kafe köşesinde otururken, bir arkadaşımın “Güneşi yakanların selamı türü nedir?” diye sorması üzerine, hep birlikte bir anda güldük. Evet, sormamış olsaydım bile, o soru aklıma takılacaktı. Bir yanda ciddiyetle konuşmaya çalışan ben, diğer yanda sabah kahvaltısında kahvaltı tabağından kaçan zeytinin peşinden koşan ben. Bir kararsızlık durumu. Ama sonra fark ettim ki, belki de bu kavram biraz da hayatı daha eğlenceli hale getirme çabasıyla alakalı.
Biraz Ciddi, Biraz Şaka: Selam Türleri
Güneşi yakanların selamı türü nedir? Bunu açıklamak için hemen birkaç örnek vermek gerekebilir. İsterseniz, bir kahve dükkanına gidin, akşam saati. O sırada, orada “güneşi yakmaya çalışan” biriyle karşılaşabilirsiniz. Mesela, o kişi normalde birkaç saat önce uyanmış olmasına rağmen, gözleri hala tam olarak açılmamışken size selam verirken şöyle der: “Günaydın! Nasıl, harika değil mi?!” O an, bir anda sabahın kör karanlığında bile güneşi yakmış bir ruh haline bürünür. Ama tabii, hepimiz biliyoruz ki, o kişi aslında hâlâ yatağında kaybolmuş, içsel olarak güneşin yerine daha fazla kahve arıyor. Ama ne olursa olsun, o an, içindeki güneşi yakmayı başarmış gibi hissettirir.
Bir de şöyle düşünelim: “Güneşi yakanların selamı türü” aslında belki de hayatın karmaşasında kendine bir alan açma çabasıdır. Kafanda yüzlerce düşünce dönerken, “Hayır! Ben de eğleneceğim!” diye bağıran iç ses, seni güneşin ışığına doğru yönlendirir. O an gerçekten de güneşi yakmış gibi hissedersin. Yani bazen en çılgın, en umursamaz selam, aslında içsel bir özgürlük çığlığıdır. Hadi gel, bu hayatta biraz da olsa “güneşi yakalım” dedirten bir tavır.
Gerçek Hayattan “Güneşi Yakanlar”
Peki, gerçek hayatta Güneşi yakanların selamı nasıl bir şey olabilir? Düşün. Mesela, ben bir gün ofisteyim. Dışarıda bir yağmur, her şey kasvetli. Bir arkadaşım geliyor ve “Beni bırak, ben sana bir sürpriz yapacağım!” diyor. Hımm, “Neymiş bu sürpriz?” deyip dururken, hop! Şirketin kapısına bir karpuz geliyor. Evet, doğru duydunuz, karpuz! O an, o karpuz, ofisteki herkesin gününü aydınlatıyor. O an “güneşi yakanların selamı türü” ne olabilir ki, değil mi? Bir karpuz yediğimiz an, dünyadaki bütün karanlıklar bir anda kaybolmuş gibi hissedilir. Tabii o karpuzu çalmak da bambaşka bir mesele, o ayrı.
Bir de annemin bana sürekli söylediği bir şey var: “Hayatın en güzel anları, aslında en basit olanlardır.” Bu da başka bir açıdan Güneşi yakanların selamıdır. O yüzden bazen, güneşin altında bir kafede arkadaşlarla oturmak ve basit bir şaka yaparak gülmek, dünyayı yakalamak gibidir. Çünkü bazen hayatı aşırı ciddiye alırsak, bu tür basit zevklerden mahrum kalırız. Bunu da unutmamak lazım.
Bir Sonraki Güneşi Yakanlar Selamı
Sonuç olarak, Güneşi yakanların selamı türü nedir? Aslında bu bir halet-i ruhiyedir. Bu, bir insanın anı yaşama, dünyayı daha eğlenceli hale getirme çabasıdır. Gerçekten, bazen bir espriyle ya da sıradan bir günle hayatı aydınlatmak gerekebilir. O yüzden, bir dahaki sefere karşınıza biri çıkarsa ve size “Güneşi yakalım!” dese, hemen selamı alın, çünkü o kişi aslında hayatı bir başka şekilde yaşamak isteyen bir ruhu temsil ediyor. Sonuçta, güneşi yakmanın da bir yolu vardır, değil mi?