Ermiş Kişi Nasıl Olur?
“Ermiş kişi nasıl olur?” diye düşündüğümde, aklıma hemen herkesin bir şekilde cevap vermeye çalıştığı ama kimsenin tam anlamıyla “buldum” diyemediği bir soru geliyor. Bu, sanki sonu olmayan bir yolculuk gibi. Pek çok farklı inanç, kültür ve felsefi akım ermişliği farklı şekillerde tanımlar. Ama hepsinin ortak bir noktası var: Ermiş olmak, basit bir “iyi insan olma” meselesinden çok daha fazlası. Peki, bu nasıl mümkün olur? Benim gibi sıradan birinin, her gün ofise gidip akşam blog yazarken içsel bir ermişliğe ulaşması mümkün mü? Hadi birlikte bakalım.
Ermişlik Nedir? Bir İlk Adım
Öncelikle, ermişlik nedir, biraz buna bakalım. Ermişlik, çoğu zaman bir kişinin içsel gelişiminde ulaştığı yüksek bir bilinç, maneviyat ve sabır hali olarak tanımlanır. Dinler ve öğretiler, bu durumu genellikle bir mükemmellik, bir olgunlaşma, bir aydınlanma hali olarak sunar. Ama aslında, ermişlik bir “olmak” hali değil, sürekli bir “olma” sürecidir. Yani, ermiş kişi nasıl olur? Bunu hepimiz kendi iç yolculuğumuzda keşfederiz.
Mesela bir arkadaşım var, Zeynep. Zeynep’i tanıdığımda, insanlara karşı duyduğu şefkati, sakinliği ve daima huzurlu halini görünce, “Bu kadın ermiş olsa gerek” diye düşünmüştüm. Ama bir gün, Zeynep’le sohbet ederken şunu söyledi: “Hayatımda çok huzursuz olduğum anlar oldu, hala öğreniyorum ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Ermiş değilim, ama olmanın yolunda bir adım daha atmaya çalışıyorum.” İşte o an, ermişlik üzerine düşündüğümde bana en çok ışık tutan şey bu oldu. Ermişlik, sonlanmış bir nokta değil, bir süreçtir.
Geçmişten Bugüne Ermişlik
Ermişlik, tarih boyunca farklı toplumlarda ve inançlarda şekillenmiştir. Örneğin, Batı’da Hristiyanlıkta azizler, Doğu’da ise Sufizm ve Budizm gibi öğretilerde “aydınlanmış” kişiler ermiş olarak kabul edilir. Sufizm’de, bir insanın kalbini ve zihnini arındırarak Tanrı’ya daha yakın hale gelmesi, ermişlik yolculuğunun ta kendisidir. Her bir öğreti, ermişliği kendi dilinden, kendi felsefi bakış açısıyla tanımlar. Hristiyanlıkta azizler, dünyasal arzulara karşı duyarsızlaşarak Tanrı’ya olan sevgilerini mükemmel bir şekilde ifade ederler. Bu onların ermiş olma yolunda attıkları adımlardır.
Bir başka örnek, Budizm’deki Buda. Buda, dünyanın acılarından kurtulma ve nihai huzuru bulma yolunda arayışa çıkmış bir kişi olarak kabul edilir. Onun ermişliği, ne kadar zengin bir hayat yaşamış olduğu ya da kaç tanrıya inanmış olduğu ile ilgili değildir. Aksine, ermişlik, insanın içsel acılardan arınarak aydınlanmaya ulaşmasıdır. Ama bu, her gün bir şeyleri terk etmek, kendi içindeki karmaşayı bulmak ve bu karmaşayı çözmek demektir. Hangi yolda olursanız olun, her birinin sonunda tek bir mesaj vardır: Ermiş olmak, arayış içinde olmaktır.
Ermişlik İçin Ne Gerekli?
Ermişlik üzerine düşündükçe, içinde bulunduğumuz modern dünyada, bazen şüphelerim de oluyor. “Hadi canım, bu kadar hızlı, sürekli hareket eden bir dünyada nasıl ermiş olabilirim ki?” diyorum kendi kendime. Sabah uyanıp işe gitmek, akşam bir yandan blog yazmak, bir yandan kişisel gelişim kitapları okumak… Her şey o kadar hızlı ki, ermişlik gibi bir kavram için zaman bulmak gerçekten zor gibi hissediyorum. Ama belki de bu yoğunluk, tam da ermişlik yolunun başlangıcıdır. Çünkü ermişlik, sadece meditasyon yapmak ya da her an huzurlu olmakla ilgili değil, aslında çoğu zaman karmaşada dengenin bulunabilmesidir.
İçsel bir huzur ve dengeyi bulabilmek için öncelikle çok çalışmak gerekir. Zeynep’in sözleri bu konuda doğruydu; ermişlik bir günde gelmez. Bu, sürekli bir içsel gelişim, sabır, empati ve farkındalık gerektirir. Her anın, her düşüncenin farkında olmak, kendini başkalarından ayırmadan, dünyayla ve insanlarla uyum içinde var olmak… İşte belki de ermişlik budur. Kendini başkalarının dışında tutarak değil, her şeyle uyum içinde olmakla ilgili bir şey.
Ermişlik Yolunda Adımlar
Şimdi diyeceksiniz ki, “Evet, ama nasıl? Nasıl başlarım?” İşte burada basit ama etkili bazı adımlar var:
- İçsel farkındalık: Ermiş olmak, önce kendini tanımaktan geçer. Kendinizin nelerden hoşlandığını, neyin sizi üzüp neyin mutlu ettiğini bilmek, ilk adımdır.
- Şefkat ve empati: Başkalarına karşı duyduğunuz şefkat, ermişlik yolunda atılacak bir adımdır. Ermiş insanlar, etraflarındaki herkese sevgi ve anlayışla yaklaşan kişilerdir.
- Sabır: Ermişlik, sabırlı olmayı gerektirir. Anlık öfke, stres ve sinir anlarında kendimizi kontrol edebilmek, ruhsal büyümenin en önemli parçasıdır.
- Tevazu: Gerçek ermişlik, kendini büyük görmemekle ilgilidir. İnsanlar arasında farklar olsa da, kendini onlardan üstün görmek, ermiş olmanın tam tersi bir yaklaşım olur.
Sonuç olarak, ermiş kişi nasıl olur sorusunun cevabı, her birimiz için farklıdır. Çünkü bu yolculuk, herkesin kendi içsel dünyasında yaptığı bir keşiftir. Kendini bulmak, sadece gözleri kapatıp sessizliğe dalmakla değil, her anı farkında yaşayarak içsel dengeyi yakalamakla ilgilidir. Bu dünyada “ermiş” kelimesini duyduğumuzda, sadece Tanrı’ya yakın olan bir kişi değil, aynı zamanda her şeyi kabullenen, hoşgörüyle bakan, içsel huzuru bulan bir insanı da gözümüzde canlandırmalıyız. Eğer bu yolda bir adım atmaya başlarsak, belki de zaten ermişliğe çok yaklaşmış oluruz. Kim bilir?