Yatay Geçiş Yapınca KYK Yurdu Ne Olur?
Hayatımda her şeyin bir düzeni, bir yolu olacağını düşünmüştüm. Ama işte, o düzen bazen kırılıyor, bazen aniden değişiyor ve geriye sadece bilinmezlik kalıyor. O bilinmezliklerin içinde bulduğum birkaç şeyden biri de yatay geçiş yapınca KYK yurdunun ne olacağıydı. Bu yazıda, hem bir nevi hesaplaşma hem de kaybolan bir dengeyi bulma sürecini sizlere anlatmak istiyorum.
Kendi Yolu, Kendi Düzeni
Yatay geçiş yapma kararım, aslında hayatımda verdiğim en cesur kararlardan biriydi. Kayseri’de yaşarken, yıllardır tanıdığım, alıştığım arkadaşlarım, çevrem ve düzenim vardı. Üniversiteyi ilk kazandığımda KYK yurduna yerleştirilmiştim. O kadar alışmıştım ki, odam, koridorlar, yemek saatleri… her şey bir alışkanlık haline gelmişti. Ama ne zaman kayıtsızca, daha iyi bir eğitim almak için başka bir üniversiteye yatay geçiş yapma kararı aldım, o zaman her şeyin altüst olacağını bilmeden.
Yatıyorum bir akşam, Kayseri’deki yurdumda, yeni yerleşeceğim üniversitenin bana nasıl bir hayat sunacağına dair hayaller kurarken, bir anda duyduğum kaygı beni sarstı. “KYK yurdu ne olacak?” diye düşündüm. Tüm o yıllar, o odalar… Bunlar arkada kalacak mıydı?
Yatış, Kalkış, Kayıp
Bir ay sonra yurt kaydım alındı, diğer şehire gidişim için hazırlıklarımı yapmaya başladım. KYK’dan aldığım odada son gecemi geçirdiğimde, etrafımı saran sessizlik beni fazlasıyla etkiledi. Gerçekten gitmeye mi karar vermiştim? Kayseri’deki yurdumda, arkadaşlarımın evine her gidişimdeki rahatlık… Hepsi çok uzak gibi geldi. O kadar alışmışım ki, her akşam etrafımda onlar, kahkahalarımız, uğultulu yemekler… Bir anda her şey terk edilmişti.
Yalnızca yeni okulumun bana sunacağı şeyleri düşünüyordum. Ama bir yandan da KYK yurdunun o eski odasında son kez uyumak beni hüzünlendirdi. Burası, yıllarca sabahları uykusuz derslere koştuğum yerdi. Çamaşırlarımızı sabah saatlerinde sıraya koyduğumuz yerdi. Ve en garibi, yeni bir okula başlamak için aldığım karar her şeyin sonuymuş gibi geldi. Burası, evim, yurdamdı; ama şimdi… bir yabancı.
Yurt Olmazsa?
İlk gün, yeni üniversitemdeki yurduma yerleştiğimde her şeyin ne kadar farklı olduğunu gördüm. Eski yurdumda kaybolmuş bir parçamı ararken, buradaki odada, yalnızca kimliğimi yeniden inşa ediyordum. Burada da bir KYK yurdu vardı ama ortam bambaşkaydı. İlk başta, her şeyin farklı olması garipti; odamı, arkadaşlarımı, öğle yemeklerini, en önemlisi de bir yerin bana ait olup olmama durumunu sorguluyordum.
Yavaş yavaş yeni odamda yalnız kalmaya başladım. Ama eski KYK yurdumun oda arkadaşlarının anıları hala içimde yankı yapıyordu. Bu yeni yurtta kendimi nasıl hissedeceğim? Burada bir yer edinebilir miyim? Kayseri’deki arkadaşlarımın da aklımda olduğunu fark ediyorum. Onlar benim geçmişim, ama bu yeni yaşam bir gelecekti.
Hayal Kırıklığı, Heyecan ve Umut
Yatay geçiş yapınca, KYK yurdunun başka bir şehirde de hayatımı nasıl etkilediğini düşündüm. Başta hayal kırıklığı hissettim. Kayseri’nin her köşesinde tanıdık yüzler vardı, ama burada, bu şehirde kimseyi tanımıyordum. İnsanlar yeniymiş gibi, ben de bir yabancıydım. Ve sonra geldi heyecan. Yeni bir şehirde, yeni insanlar, yeni bir başlangıç. Bir yanda kayıplarım, diğer yanda ise bana sunulan yeni fırsatlar… Bu karmaşada bulduğum en değerli şey, tekrar umut duygusunu hissedebilmekti. Yatay geçiş yaptığım bu yeni yer, aynı zamanda bir yeniden doğuş gibiydi.
Sonunda KYK yurdunun, sadece fiziksel bir yerden ibaret olmadığını fark ettim. O yurtta geçen zaman, eski oda arkadaşlarım, beraber gülüp eğlendiğimiz akşamlar aslında hayatımın bir parçasıydı. Ama her şeyin bir sonu vardı ve ben, bu yeni başlangıcı kucaklamalıydım. Geçmişimden gelen sesler hala kulağımda çınlasa da, şimdi önümde yeni bir yol vardı. Yatay geçiş yaparken KYK yurdunun ne olacağı sorusu, artık çok daha derin anlamlar taşıyor. O eski yerin, anıların ve arkadaşların olduğu yerin bir dönemin sonu olduğunu kabul ettim.
Sonuç
Yatay geçiş yapınca KYK yurdunun değişmesi, aslında sadece fiziksel bir değişiklik değil; duygusal bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Eski yurdumdan ayrılmak, bana hem kayıplarımı hatırlattı hem de yeniliklere olan açık görüşlülüğümü pekiştirdi. Her yeni yer, her yeni oda, her yeni deneyim beni dönüştürdü ve büyüttü. Artık biliyorum ki, her yerin kendine özgü bir ruhu vardır ve biz, o ruhu en iyi şekilde hissedebildiğimizde yeni bir yuvaya dönüşebiliriz.