Kadın Rolünü Oynayan Erkeğe Ne Denir? Antropolojik Bir Perspektiften Kültürel Görelilik ve Kimlik
Bir insanın kimliği, doğduğu kültüre, aile yapısına, toplumsal beklentilere ve kişisel deneyimlere bağlı olarak şekillenir. Ancak bu kimlik, sadece biyolojik bir cinsiyetin ötesinde, bir dizi sembol ve rol üzerinden toplumlar tarafından inşa edilir. Pek çok toplumda, cinsiyetler arasındaki çizgiler çok belirginken, diğerlerinde bu çizgiler daha esnektir ve toplumlar, bazen erkeklerin bazen de kadınların rollerini birbirlerinin yerine oynayabileceği kültürel yapıları kabul ederler. Peki, kadın rolünü üstlenen erkekler kimdir? Antropolojik bir bakış açısıyla bu tür örüntüler, bize sadece cinsiyetin ötesinde kimlik, toplumsal rol ve kültürel görelilik hakkında ne anlatır?
Kadın ve Erkek Rolleri: Kimlik ve Toplumsal Normlar
Toplumlar, bireylerin toplumsal rollerini üstlenmesini belirleyen çeşitli normlara sahiptir. Bu normlar, genellikle biyolojik cinsiyetle ilişkilendirilir: kadınlar bakım, üretkenlik ve duygusal işlevlerle, erkekler ise güç, liderlik ve dışa dönük becerilerle tanımlanır. Ancak bu roller, her kültürde farklı biçimler alabilir. Kimlik, sadece bir kişinin biyolojik cinsiyetine dayanmaz; aynı zamanda ona yüklenen anlamlarla şekillenir.
Kadın rolünü üstlenen erkekler, çoğunlukla “travestilik” veya “transvestizm” terimleriyle tanımlanır. Ancak bu terimler, Batı toplumlarında, özellikle cinsiyetin katı bir biçimde belirlenmiş olduğu yerlerde genellikle sapkınlık veya hastalıkla ilişkilendirilen anlamlar taşır. Öte yandan, birçok kültürde erkeklerin kadın rollerini oynaması, bir tür ritüel veya toplumsal yapı olarak kabul edilir. Böylece, antropolojik bir bakış açısıyla, cinsiyetin yalnızca biyolojik temele dayanan bir kategoriden çok daha fazlası olduğunu görürüz.
Kültürel Görelilik: Cinsiyetin Toplumsal Yapıları
Antropologlar, kültürel görelilik ilkesini kullanarak farklı toplulukların birbirlerinden farklı bakış açılarına sahip olduklarını ve bu bakış açılarının kültürel bağlamdan bağımsız olarak yargılanamayacağını vurgularlar. Örneğin, batılı toplumların “kadın” ve “erkek” kategorileri, diğer kültürlerde bu kadar katı değildir. Bazen, bir toplumda erkeklerin kadın gibi giyinmesi, toplumsal bir ritüel veya tanrısal bir rol üstlenme biçimi olabilir. Birçok kültürde, erkeklerin kadınsı rolleri benimsemesi, doğrudan kimliklerine dair derin anlamlar taşır.
Bu tür toplumsal normlar, kültürlerin değerlerine, ekonomik yapılarına ve ritüellerine dayanır. Kadın rolünü üstlenen erkeklerin toplumdaki yeri, bazen bir tür güç kazanımı, bazen ise toplumsal dengeyi koruma aracı olarak işlev görebilir. Antropolojik saha çalışmaları, cinsiyetin ve kimliğin toplumdan topluma nasıl farklı şekillerde kurgulandığını anlamamıza yardımcı olur.
Farklı Kültürlerde Kadın Rolünü Üstlenen Erkekler
Çoğu zaman bir ritüel: Hindistan’daki Hijra Topluluğu
Hindistan’ın hijra topluluğu, geleneksel olarak, kadınlık rolünü üstlenen erkeklerden oluşur. Hijralar, doğrudan toplumsal yapının bir parçası olarak kabul edilir. Hindistan’da, hijra topluluğu tarihsel olarak, toplumsal olarak kabul edilen cinsiyet kimliklerinden farklı bir kimlik oluşturur ve bu kimlik, kutsal sayılır. Hijralar, bazen kadın gibi giyinirler, bazen de kadınsı roller üstlenirler, ancak bu durum onların sadece bir cinsiyetin sınırları içinde kalmadıkları anlamına gelir.
Hijra topluluğunun üyeleri, yalnızca toplumsal bir kimlik üstlenmekle kalmaz, aynı zamanda ritüellerin bir parçası olarak da bu rolleri benimserler. Düğünler veya doğum gibi önemli geçiş ritüellerinde, hijraların yer alması, onların toplumsal kimliklerinin ne kadar derinlemesine toplum tarafından kabul edildiğini gösterir.
Arap Dünyasında Kadınsı Erkek Rolleri
Arap dünyasında, bazı toplumlarda erkekler, belirli ritüel görevlerde kadın gibi giyinirler. Örneğin, Fas’taki “Amazigh” kabilelerinde, bazı erkekler kadın kıyafetleri giyerek ve kadınsı hareketler sergileyerek toplumsal bir rol üstlenirler. Bu uygulama, bir tür geçiş töreni olarak kabul edilir. Toplumsal yapı içinde bu tür uygulamalar, bireyin kimlik ve cinsiyetinin ötesinde anlam taşır. Burada, kadın rolünü üstlenen erkekler, yalnızca bir cinsiyet kimliğiyle değil, bir toplumsal görevle de tanımlanır.
İroquois Toplumu ve İkinci Cinsiyetler
Kuzey Amerika’nın İroquois kabilesinde, çift cinsiyetli bireyler vardır; bu insanlar, hem erkek hem de kadın rollerini bir arada üstlenirler. İroquois halkı, cinsiyetin yalnızca biyolojik bir özellik olmadığını kabul eder ve hem erkek hem de kadın işlevlerini yerine getirebilen bireyleri, toplumlarının önemli üyeleri olarak kabul eder. Bu kültürel anlayış, cinsiyetin biyolojik değil, toplumsal bir yapı olarak şekillendirilebileceğini gösteren önemli bir örnektir.
Kimlik, Ekonomi ve Akrabalık Yapıları Üzerine
Kadın rolünü üstlenen erkekler, sadece cinsiyetle değil, ekonomik ve akrabalık yapılarıyla da ilişkilidir. Birçok kültürde, cinsiyetin toplumsal rolü ekonomik üretimle doğrudan bağlantılıdır. Kadınsı rolleri benimseyen erkekler, toplumda farklı bir ekonomik pozisyona da sahip olabilirler. Örneğin, bazı toplumlarda kadınsı roller üstlenen erkekler, toplumun manevi liderleri olabilir veya belirli ekonomik işlevleri yerine getirebilirler.
Akrabalık yapıları, bu tür kimlik dönüşümlerinin nasıl şekillendiğini anlamamıza yardımcı olur. Akrabalık ilişkileri, bireylerin cinsiyet rolleri ve toplumsal görevlerle nasıl ilişkilendiğini belirler. Bazı toplumlarda, erkekler kadın gibi giyindiklerinde, aile içindeki rol ve sorumlulukları da değişebilir. Bu değişiklikler, toplumsal hiyerarşiyi yeniden şekillendirir ve ekonomik stratejileri dönüştürür.
Sonuç: Kültürel Zenginlik ve Göreli Kimlikler
Kadın rolünü üstlenen erkekler, sadece bir toplumsal fenomendir, aynı zamanda kültürlerin zenginliğinin ve kimliğin göreli doğasının bir yansımasıdır. Antropolojik çalışmalar, cinsiyetin yalnızca biyolojik değil, kültürel bir yapının parçası olduğunu gösterir. Farklı kültürlerdeki örnekler, bize kimliğin, toplumsal yapıların ve rollerin değişkenlik gösterdiğini hatırlatır. Bu, aslında kimliklerin ne kadar göreli olduğunu ve bireylerin toplumlarındaki yerlerini nasıl inşa ettiklerini gösteren bir anlatıdır.
Bireyler, toplumlarında cinsiyetin farklı rollerini üstlenerek, kimliklerini daha derinlemesine keşfederler. Bu tür antropolojik örüntüler, kültürel zenginliğimizi ve toplumsal yapıları anlamamıza yardımcı olur. Kimlik, sadece biyolojik bir gerçeklik değildir, aynı zamanda toplumun ondan nasıl anlam çıkardığına, onunla nasıl ilişki kurduğuna da bağlıdır.